CHP Sözcüsü Deniz Yücel, 'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında oluşturulacak komisyonda bulunmayı ve katkı sağlamayı istediklerini ifade etti. Ancak bu katılımın koşulsuz veya kayıtsız şartsız olmayacağını vurgulayan Yücel, sürecin işleyişi, diğer katılımcıların yaklaşımları, samimiyetleri ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesinin CHP'nin alacağı pozisyonu etkileyecek önemli faktörler olduğunu belirtti.
CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle 93 yaşında vefat eden eski CHP Genel Başkanı ve ANKA Haber Ajansı'nın Onursal Kurucusu Altan Öymen ile Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık'a rahmet diledi.
Yücel, şu ifadeleri kullandı:
Demokrasi, eşitlik, özgürlük ve sosyal adalet vaatleriyle iktidara gelen, ülkeyi 23 yıl tek başına yöneten ve 'Millet iradesi' kavramını dilinden düşürmeyen bir iktidarın, seçilmişlere zulmettiği bir dönem yaşandığını belirtti. 31 Mart yerel seçimlerindeki başarısızlığın hazımsızlığı ve eriyen oyların paniğiyle, AKP'yi ve Erdoğan'ı dört kez mağlup eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na, Cumhurbaşkanı adayına, bir sonraki Cumhurbaşkanına darbe yapıldığını söyledi. Yücel, sandığın getirilmesini ve demokratik koşullarda Ekrem İmamoğlu ile adil bir yarışa girilmesini istedi, kimin Cumhurbaşkanı seçileceğini o zaman görüleceğini ifade etti.
CHP'yi düşmanlaştırma ve itibarsızlaştırma planının devreye sokulduğunu dile getirdi. Ekrem İmamoğlu'nun, AKP Genel Başkanını koltuğundan etmesini engellemek amacıyla, İstanbul başta olmak üzere 15 belediye başkanının hukuki kılıf altında siyasi operasyonlarla tutuklanmaları ve görevden uzaklaştırılmaları sağlandığını ifade etti. Millet iradesinin 121 gündür tutsak olduğunu belirten Yücel, kimsenin soruşturulmaktan ve yargılanmaktan muaf olmadığını ancak geçmişi, görevlendirildiği davalardaki icraatları ve siyasi tavrı belli, yetki sınırlarını tanımayan, Türkiye Savcısı gibi hareket eden bir kişinin özel olarak görevlendirilmesi ve onun yürüttüğü soruşturmalar sonucunda bu tutuklamalar gerçekleşiyorsa orada hukuksuzluk olduğunu savundu. Sadece hukuksuzluk değil, hukuksuzluğun ötesinde organize bir kötülük bulunduğunu, insanların hukuksuz şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını, haksız yere itibarsızlaştırıldığını, eşlerin, çocukların gözyaşı döktüğünü ve anaların ahının olduğunu söyledi.
19 Mart hukuk darbesinin üzerinden dört ay geçmesine rağmen hala ortada iddianame olmadığını ifade etti. Yüzlerce kişinin hiçbir hukuki dayanağı olmayan, soyut iddialarla cezaevinde tutulduğunu belirtti. Etkin pişmanlık kılıfı altında düşman hukuku anlayışıyla akla gelmeyecek iftiralar atıldığını ve bu iftiralarla, yandaş basına servis edilen kurgu görüntülerle algı operasyonunun derinleştirildiğini söyledi. Darbe dönemlerini aratmayacak sistematik baskı ve sindirme operasyonuyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi. Hatta bu işi öyle bir noktaya getirdiklerini ki, bu soruşturmaları yürüten kişilerin 'Beyaz Toros' hatırlatması yaptığını belirtti. 1990'lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetlerle, işkenceyle, gözaltındaki kayıplarla özdeşleşen beyaz Toros maketiyle mesaj vermeye çalışandan ne hukukçu ne de savcı olamayacağını vurguladı. Bir savcının gücünün yasalardan, hukukun üstünlüğünden geldiğini, güçsüzü güçlüye ezdirmemesinden, hukuk kurallarını uygulamasından ve Cumhuriyetin Savcısı gibi davranmasından geldiğini söyledi. Bir yargı mensubunun, bir siyasi partiye yaranma telaşı ve refleksi ile hareket etmesi durumunda büyük bir çürüme ve kokuşmuşluk olduğunu belirtti.
İstanbul'da başlayıp sadece CHP'li belediyeler hakkında yürütülen, siyasetin kurguladığı bu operasyonlarda savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı gibi temel hakların açıkça ihlal edildiğini dile getirdi. Hukukun en temel kuralları yok sayılarak, siyasetin merkezinden yönetildiği çok açık soruşturmaları yürütenlerin, sadece belli kişileri ya da bir siyasi partiyi değil, toplumun büyük kesiminin iradesini yok sayan, milletin iradesiyle inatlaşan bir aymazlık içinde olduğunu belirtti. CHP olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve İstanbul Adliyesi'nde görevli iki savcı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu'na şikâyette bulunduklarını söyledi. İktidar hırsıyla, insanları haksız ve hukuksuz şekilde Silivri zindanlarına göndermekten çekinmeyen bu anlayışın, insan hayatını hiçe saydığını ifade etti. Nazım'ın 'Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?' diye sorduğu dizelerini hatırlatarak, bugün 'Kötülüğün resmini yapmak'ın iktidara düştüğünü söyledi. Murat Çalık'ın durumunun kötülüğün resmi olduğunu, Murat Çalık'a, annesine, eşine, çocuklarına ve ailesine yaşatılanların kötülüğün resmi olduğunu vurguladı.
Hızla kilo kaybeden ve geçmişte iki kez kanser atlatan Murat Çalık'ın İzmir Şehir Hastanesi'ne gönderildiğini ve hematoloji servisinde tedaviye alındığını aktardı. Tüm bunlar yaşanırken Murat Çalık'ın önemli bir ameliyat geçirdiğini, kalbindeki sorun nedeniyle anjiyo olduğunu ve bir süre de yoğun bakımda tutulduğunu belirtti. Yücel, insanı söylerken bile yoran bu sürecin, hasta olan biri için adeta işkenceye dönüştüğünü, onun için kaygılanan annesi, eşi, çocuğu ve kardeşleri açısından yaşananların dayanılması imkânsız bir hal aldığını ifade etti.
19 Mart hukuk darbesinin açıkça bir insanın canına kastettiğini belirtti. Mehmet Murat Çalık'ın derhal tahliye edilmesi gerektiğini, bu cümleye eklenecek 'ama, fakat, çünkü' gibi sözcüklerin olmadığını vurguladı. Hastane raporlarının ortada olduğunu, 84 yaşında bir annenin oğlunu görmesini engelleyen, 12 yaşında bir çocuğu babasının hayatından endişe eder hale getiren bu düzenin sahiplerinin mutlaka ama mutlaka hukuk önünde bir gün hesap vereceğini söyledi. Murat Çalık'a ve ailesine yaşatılanların büyük bir vicdansızlık olduğunu ve derhal tahliye edilmesi gerektiğini yineledi.
Temmuz ayının sonuna gelindiğini ancak iktidardan asgari ücreti artırmaya yönelik bir adım gelmediğini dile getirdi. Geçim sıkıntısı günden güne artan milyonların, iktidarın umurunda olmadığını belirtti. Meclis'i, üç beş yandaş şirketin rantı için gece gündüz çalıştıran AKP'nin, söz konusu asgari ücretli olunca Meclis'i tatil etme derdine düştüğünü ifade etti. Koca bir yasama döneminin geçtiğini, işçinin, emekçinin geçim derdine derman olacak, çiftçiyi destekleyecek, esnafa can suyu verecek, vatandaşın yaralarını saracak tek düzenlemenin dahi AKP'nin gündemine gelmediğini söyledi. Açlık sınırının asgari ücretin üstünde, yoksulluk sınırının en düşük emekli maaşının beş katı olduğunu belirtti. Meclis'i kapatıp tatile gidenlere seslenerek, CHP'nin, asgari ücreti 30 bin 205 lira yapmaya dair kanun teklifini neden gündeme almadıklarını sordu. En düşük emekli maaşının, asgari ücret seviyesine çekilmesine yönelik kanun tekliflerini neden gündeme almadıklarını sordu. Milyonlarca emekçiye ve emekliye rahat bir nefes aldıracak olan bu tekliflerin Meclis gündemine neden getirilmediğini sorguladı. AKP'nin tatil, deniz, kum, güneş derdindeyken 86 milyonun geçim derdinde olduğunu, vatandaşta bıçağın kemiğe dayandığını ancak AKP'nin halka karşı üç maymunu oynamaya devam ettiğini ifade etti.
Gözlerini koltuk sevdasının kör ettiğini, bu güzel memleketi ve vatandaşı düşündükleri falan olmadığını belirtti. Kamuoyunda 'zeytin yasası' olarak bilinen teklifi, kendilerinden geçecek kadar kör olmuşçasına savunmalarının sebebinin bu olduğunu söyledi. Zeytinlikleri ve meraları maden şirketlerine peşkeş çeken bu kanunun, tüm itirazlara rağmen kabul edildiğini ifade etti. Bu kanun kabul edilirken Meclis kapısında açlık grevine başlayan köylüleri yok sayan, bilimsel tespitleri elinin tersiyle iten, 'Yaptım, oldu' diyen anlayışla hareket edildiğini söyledi. 26 köyün yaşanmaz hale gelmesine ve boşaltılmasına sebep olacak, binlerce zeytin ağacını yok edecek bu teklifin doğaya ihanet olduğunu vurguladı. Kadim bir kültürün, bereketin, bolluğun simgesi olan zeytinin, maden şirketleri para kazanacak diye feda edilmesinin, akıl ve izanla açıklanabilecek bir durum olmadığını dile getirdi. Özel şirketlerin para kazanmasını kamunun üstün yararından daha öncelikli gören bir anlayışla hazırlanan bu yasanın iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını belirtti. Bu talan zihniyetinin eşsiz doğayı yok etmesine karşı başlattıkları mücadeleyi tüm hukuki süreçleri işleterek sonuna kadar devam ettireceklerini söyledi.
Yılın ilk altı ayında 1 milyona yakın vatandaşın işten çıkarıldığı için İşsizlik Sigortası Fonu'na başvurduğunu belirtti. Bu başvuruların, geçen yılın ilk altı ayına göre yüzde 12 arttığını söyledi. İşsizlikle ve geçim sıkıntısıyla sınanan vatandaşın, çareyi kredi kartlarında ve ihtiyaç kredilerinde aradığını ifade etti. Vatandaşların, bankalara olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının, Temmuz ayının ilk 10 gününde 39 milyar lira daha artarak 5 trilyona yükseldiğini aktardı. Böyle giderse 2025 bütçesinde oluşacak açık için ek bütçeye ihtiyaç duyulabileceği öngörüldüğünü söyledi. Ayağını yorganına göre değil, yandaşlarına ve rant musluklarına göre uzatan AKP iktidarının, 2025 bütçesini ilk altı ayda harcadığını ve kasayı tam takır kuru bakır yaptığını belirtti. Kamu emekçilerine, emeklilere ve asgari ücretliye yapılacak harcamaları hesaba katmadan, tutarsız ekonomi politikalarıyla ilerleyen iktidarın yaptığı bütçenin elbette ki işçiye, emekçiye, emekliye, memura yetmeyeceğini ifade etti. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da, yılın ikinci yarısında artacak harcamalar için bir ek bütçe yapılmak zorunda kalınacağını ancak bu ek bütçeden asgari ücretliye ve emekliye yine bir şey düşmeyeceğini vurguladı.
Ülkede doğru olan, doğru giden bir şey bulunamadığını çünkü AKP'nin doğru olmadığını belirtti. Ağzı bozuk bir kişinin, üstelik Milli Eğitimden sorumlu Bakanın, çıkıp bomboş konuştuğunu söyledi. Cumhuriyet karşıtlığıyla tanınan, aklı ve bilimi reddeden ÇEDES projeleriyle, sevdalısı olduğu tarikat protokolleriyle bilinen, LGS sorularını çaldırıp, sonra utanmadan, hiçbir şey olmamış gibi davranabilen bu şahsın derhal o koltuktan uzaklaştırılması gerektiğini vurguladı. Bu şahsın Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturduğu sürece, Cumhuriyetin teminatı çocukların ve gençlerin tehdit altında olduğunu ifade etti.
Son olarak; yedi yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve ölümü hala aydınlatılamayan Rabia Naz'ın babası Şaban Vatan'ın yedi gündür cezaevinde olduğunu belirtti. Dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin açtığı hakaret davası sebebiyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan acılı babaya yapılan eziyetin son bulmasını istediklerini söyledi. Evladını kaybetmesinin yetmediğini, bir de hapse atıldığını sorguladı. Evladının katillerinin yakalanıp yargı önüne çıkarılmamasının yetmediğini, bir de hapse atıldığını dile getirdi. Kızının şüpheli ölümünü aydınlatmak için, yedi yıldır tek başına mücadele veren bir babayı cezaevine koyacak kadar vicdansız, ucu kendilerine dokunacak diye katillerini aramayacak kadar yüzsüz olunduğunu belirtti. Buradan söz vererek, bu ülkeyi adaletin ışığıyla aydınlatmaya başladıkları ilk gün, kimse kayırılmadan, kimse korunup kollanmadan Rabia Naz için adaletin sağlanacağını ifade etti.
Yücel, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in Mehmet Murat Çalık hakkındaki açıklamalarının sorulması üzerine Yücel şu yanıtı verdi:
Vicdanı, adalet duygusu olan, insani duygularını kaybetmemiş, hukukun üstünlüğüne inanan herkesin söyleyebileceği bir şey olduğunu belirtti. Bir insanın hayatıyla oynandığını, bir insanın ailesinin, eşinin, çocuklarının, annesinin, yakınlarının akıl sağlığıyla, duygularıyla oynandığını söyledi. Bu insanların seçilmiş kişiler olduğunu, kriminal ya da sabıkalı kişiler olmadığını vurguladı. Ancak Murat Çalık'ın sağlık durumu dikkate alındığında adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılıp tutuksuz yargılanmasının, bu ev hapsi, yurt dışına çıkış yasağı gibi farklı adli kontrol tedbirleriyle tutuksuz yargılanmasının hem hukuki bir gereklilik hem de insani duyguları ve adalet duygusu olan herkesin isteyeceği ve temenni edeceği bir durum olduğunu ifade etti.
Yücel, 'İzmir soruşturması kapsamındaki bazı dosyalarda tahliyeler olduğu bilgisi var. Bu konuda değerlendirmeniz olur mu?' sorusuna şu yanıtı verdi:
İzmir'de yürütülen soruşturmaların İstanbul gibi yürütülmemesi gerektiğini defalarca söylediklerini belirtti. İzmir'de 150 kişinin gözaltına alınması ve 59 kişinin tutuklanmasının yanlış olduğunu ifade etti. Ancak doğru yapılan işlerin de olduğunu, örneğin İzmir'de iki hafta içerisinde iddianame düzenlendiğini söyledi. İstanbul'a bakıldığında dört ay olmasına rağmen hala iddianame ortada olmadığını belirtti. Yine dün bir dosyadan tensip tutanağıyla birlikte iddianamenin düzenlenmesi ve mahkemenin dosyayı inceleyip tensip tutanağını düzenlemesiyle birlikte 20 kişinin tahliyesine karar verildiğini aktardı. İstanbul'da hukuk dışı yürütülen süreci nasıl eleştiriyorlarsa İzmir'de yapılan doğru işleri takdir etmeyi bildiklerini söyledi. Aslolanın yasalara göre tutuksuz yargılama, adil yargılama, adil yargılanmanın savunma hakkının, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edilmemesi olduğunu vurguladı. Diğer dosyalarda da bir an önce tahliye kararı verilmesini, insanların itibarsızlaştırılmasına ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına son verilip tutuksuz yargılanmalarının sağlanmasını istedi.
Yücel, 'Perşembe günü Özgür Özel'in hem Meclis Başkanı hem Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanıyla bir görüşmesi olacak. Meclis Komisyonunun kurulmasıyla ilgili süreç CHP açısından nasıl işliyor? Vereceğiniz üyelerle ilgili isimler belirlendi mi? Süreci nasıl takip ediyorsunuz?' sorusunu da şöyle yanıtladı:
CHP'nin bugüne kadar tarihsel tutarlılığı içerisinde bu sorunun Meclis çatısı altında çözülmesi, şeffaf yürütülmesi, tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir komisyon üzerinden sürecin yürütülmesi konusunda bu işin fikir babası olduğunu belirtti. Önerilerini yazılı olarak Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'a ilettiklerini söyledi. CHP'nin bu komisyonda bulunmayı ve katkı koymayı arzuladığını ancak bunun koşulsuz veya kayıtsız şartsız komisyonda yer alacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Yapıcı olmak ve katkı koymak niyetinde olduklarını, barışın ve demokrasinin her zaman destekçisi ve savunucusu olduklarını ifade etti. Ancak bu sürecin işleyişi, sürecin diğer aktörlerinin tavırları, samimiyetleri ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesinin CHP'nin alacağı tavır konusunda da önemli bir etken olacağını söyledi. Süreci hep birlikte yaşayıp göreceklerini belirtti.
HY RADYO DİNLE
HY TV İZLE

Yazar Emine Sevgi Özdamar, Almanya'nın En Yüksek...

ODTÜ'de Filistin Temalı "Homeland: Sessizlik ve...

Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı Ünsal:...

Denizli'de Sahte Alkol Raporu Operasyonu: Çok Sayıda...

Avrupa Parlamentosu'ndaki toplantıda, Ahıska...
GAZETE MANŞETLERİ
TV'DE BUGÜN
RÜYA TABİRLERİ
BURÇ YORUMLARI
| Altın | Alış | Satış | Fark |
|---|---|---|---|
| Ons | $4.056,33 | $4.056,83 | %1,80 |
| Gram | 5.435,31 | 5.435,90 | %1,76 |
| Gram Has | 5.407,95 | 5.408,54 | %1,76 |
| Çeyrek | 9.201,76 | 9.414,42 | %3,17 |
| Yarım | 18.346,01 | 18.828,84 | %3,17 |
| Tam | 36.807,03 | 37.542,52 | %3,17 |
| Cumhuriyet | 38.135,00 | 38.711,00 | %3,74 |
| Ata | 37.957,25 | 38.924,45 | %3,17 |
| 14 Ayar | 3.278,13 | 3.282,09 | %3,17 |
| 18 Ayar | 4.198,30 | 4.203,38 | %3,17 |
| 22 Ayar | 5.245,00 | 5.251,35 | %3,17 |
| İkibuçuk | 92.017,58 | 93.510,81 | %3,17 |
| Beşli | 186.335,61 | 190.015,82 | %3,17 |
| Gremse | 92.017,58 | 94.144,20 | %3,17 |
| Reşat | 37.957,25 | 38.924,45 | %3,17 |
| Hamit | 37.957,25 | 38.924,45 | %3,17 |
| Gümüş | 66,12 | 66,17 | %3,13 |
| Platin | 2.235,74 | 2.241,57 | %2,82 |
| Gram Paladyum | 1.935,10 | 1.938,96 | %7,20 |
| Döviz | Alış | Satış | Fark | |
|---|---|---|---|---|
| USD | 41,7040 | 41,7085 | %0,03 | |
| EUR | 48,4313 | 48,4548 | %-0,41 | |
| GBP | 55,8477 | 55,8755 | %-0,15 | |
| CHF | 51,9676 | 51,9926 | %-0,48 | |
| CAD | 29,8736 | 29,8859 | %-0,02 | |
| RUB | 0,5116 | 0,5118 | %0,75 | |
| AED | 11,3539 | 11,3560 | %0,03 | |
| AUD | 27,4371 | 27,4484 | %0,02 | |
| DKK | 6,4807 | 6,4837 | %-0,42 | |
| SEK | 4,4100 | 4,4121 | %-0,51 | |
| NOK | 4,1725 | 4,1751 | %-0,17 | |
| JPY | 0,2729 | 0,2735 | %-0,44 | |
| KWD | 135,7805 | 136,2928 | %-0,06 | |
| ZAR | 2,4311 | 2,4327 | %0,45 | |
| BHD | 110,6412 | 110,6532 | %0,05 | |
| LYD | 7,7016 | 7,7024 | %-0,34 | |
| SAR | 11,1065 | 11,1335 | %0,05 | |
| IQD | 0,0318 | 0,0318 | %0,03 | |
| ILS | 12,7442 | 12,7455 | %0,23 | |
| IRR | 0,0010 | 0,0010 | %0,00 | |
| INR | 0,4697 | 0,4697 | %-0,01 | |
| MXN | 2,2737 | 2,2739 | %0,30 | |
| HUF | 0,1236 | 0,1236 | %-0,11 | |
| NZD | 24,0924 | 24,0950 | %-0,35 | |
| BRL | 7,8058 | 7,8066 | %0,20 | |
| IDR | 0,0025 | 0,0025 | %0,04 | |
| CZK | 1,9854 | 1,9856 | %-0,38 | |
| PLN | 11,3793 | 11,3805 | %-0,42 | |
| RON | 9,4970 | 9,5064 | %-0,31 | |
| CNY | 5,8314 | 5,8328 | %-0,04 | |
| ARS | 0,0292 | 0,0292 | %0,03 | |
| ALL | 0,5002 | 0,5003 | %-0,50 | |
| AZN | 24,5318 | 24,5344 | %0,03 | |
| BAM | 24,8002 | 24,8029 | %-0,09 | |
| CLP | 0,0439 | 0,0439 | %1,05 | |
| COP | 0,0107 | 0,0107 | %-0,35 | |
| CRC | 0,0829 | 0,0829 | %0,03 | |
| DZD | 0,3200 | 0,3201 | %-0,30 | |
| EGP | 0,8771 | 0,8772 | %0,09 | |
| HKD | 5,3594 | 5,3600 | %0,05 | |
| ISK | 0,3423 | 0,3423 | %-0,25 | |
| JOD | 58,8209 | 58,8272 | %0,03 | |
| KRW | 0,0293 | 0,0293 | %-0,52 | |
| KZT | 0,0772 | 0,0772 | %0,26 | |
| LBP | 0,0005 | 0,0005 | %0,22 | |
| LKR | 0,1378 | 0,1378 | %0,00 | |
| MAD | 4,5701 | 4,5705 | %0,00 | |
| MDL | 2,4752 | 2,4754 | %-0,97 | |
| MKD | 0,7866 | 0,7867 | %-0,32 | |
| MYR | 9,8925 | 9,8936 | %0,01 | |
| OMR | 108,4686 | 108,4803 | %0,04 | |
| PEN | 12,1162 | 12,1175 | %0,03 | |
| PHP | 0,7187 | 0,7188 | %0,31 | |
| PKR | 0,1481 | 0,1485 | %0,00 | |
| QAR | 11,4477 | 11,4618 | %0,04 | |
| RSD | 0,4130 | 0,4140 | %-0,31 | |
| SGD | 32,1740 | 32,1775 | %-0,20 | |
| SYP | 0,0032 | 0,0032 | %0,03 | |
| THB | 1,2837 | 1,2839 | %0,07 | |
| TWD | 1,3642 | 1,3644 | %-0,06 | |
| UAH | 1,0057 | 1,0058 | %-0,33 | |
| UYU | 1,0447 | 1,0448 | %0,21 | |
| GEL | 15,3606 | 15,3622 | %-0,52 | |
| TND | 14,2822 | 14,2837 | %0,31 | |
| BGN | 24,7600 | 24,7813 | %-0,32 | |