CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'taki rüşvet skandalının ana figürleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini duyurdu.

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yücel, Manavgat'ta yaşanan rüşvet kumpasıyla ilgili sorumluların disipline sevk edildiğini belirtti ve yolsuzluğa tolerans gösterilmeyeceğini vurguladı. Ayrıca, 15 Temmuz darbe girişiminin dokuzuncu yıldönümü vesilesiyle demokrasi vurgusu yaptı ve mevcut hükümetin politikalarını eleştirdi. Emeklilerin ve darbe mağdurlarının durumuna dikkat çeken Yücel, Bolu'daki teleferik kazası, LGS'deki usulsüzlük iddiaları, yargı bağımsızlığı sorunları ve Esenyurt Belediyesi'ne atanan kayyum konularına değindi. Ekonomi ve geçim sıkıntısının ülkenin en önemli sorunu olduğunu dile getiren Yücel, hükümetin algı operasyonlarının işe yaramadığını ve halkın sandıkta gerekli cevabı vereceğini ifade etti.
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Manavgat'taki rüşvet skandalının ana figürleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini duyurdu.
14 Temmuz 2025 Pazartesi 20:07

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, yaptığı açıklamada, Manavgat'ta yaşanan olaylarla ilgili olarak rüşvet komplosunun baş aktörleri Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline gönderilmesine karar verildiğini belirtti. Soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi için yedi belediye meclis üyesinin gözaltına alınması ve bu meclis üyesi listelerinin oluşturulmasında etkili olmaları nedeniyle Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve önceki dönem Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in üyelikleri askıya alındı. Yücel, CHP'nin yolsuzluğa ve suça izin vermediğini, bir suç şüphesi durumunda ilk müdahale edenin yine CHP olacağını ifade etti.

CHP MYK, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. CHP Sözcüsü Yücel, MYK toplantısı sırasında gündeme ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.

Yücel'in açıklamaları şu şekilde:

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden dokuz yıl geçtiğini belirten Yücel, devleti yönetenlerin Cumhuriyet değerlerinden ve hukuk çizgisinden uzaklaşmasının, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), yargı, emniyet ve milli eğitim gibi birçok kurumda yapılan atamalarda liyakat yerine mensubiyeti esas almasının, ülkenin aydınlarının, gazetecilerinin, akademisyenlerinin ve TSK'nin vatansever subaylarının kumpas davalarıyla cezaevine gönderilirken alkış tutulmasının 252 vatandaşın hayatına mal olduğunu ve devlet kurumlarında ile toplumda ciddi tahribatlar yarattığını dile getirdi. Dokuz yıl önce darbeye karşı demokrasiyi savunduklarını ve bugün de aynı noktada olduklarını, darbelerin karşısında demokrasiden yana olduklarını ifade etti. Yücel, Allah'ın bu millete bir kez daha 15 Temmuz yaşatmaması temennisinde bulunarak, 15 Temmuz şehitlerini rahmetle ve minnetle andıklarını, gazilere şükranlarını sunduklarını belirtti.

Genel Başkan Özgür Özel ve CHP Grubu'nun, dokuz yıl önce darbe haberini alır almaz millet iradesinin temsil edildiği TBMM'ye ilk gidenlerden ve darbeye karşı ilk direnenlerden olduğunu aktardı. Ancak bugün, Özgür Özel'in genel başkanlığındaki CHP ve seçilmiş belediye başkanlarının bir yargı darbesiyle karşı karşıya olduğunu, millet iradesinin gaspedildiğini ve milletin seçtiklerinin yargı eliyle yok sayıldığını söyledi. AKP'nin, kendi iktidarını sürdürmek üzerine kurduğu bir tiyatroda dün 'ak' dediğine bugün 'kara', dün 'doğru' dediğine bugün 'yanlış' dediğini ifade etti. 23 yıllık AKP iktidarının, yükselen toplumsal muhalefet karşısında büyük bir panik ve telaş içinde iktidarını korumanın yollarını aradığını belirtti. 19 Mart darbesine kalkışanların, 15 buçuk milyonun Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun, 15 belediye başkanının, yüzlerce bürokratın ve çalışma arkadaşlarının düzmece gerekçelerle cezaevine gönderilmesini bu milletin sineye çekeceğini zannettiklerini dile getirdi. Kendilerinde olmayan, kaybettikleri adalet duygusunu halkın da unuttuğunu, halkın da kaybettiğini zannettiklerini söyledi. Her yeni operasyonda pes edeceklerini, geri adım atacaklarını düşündüklerini, hiçbir şey düşündükleri gibi olmayınca iyice raydan çıktıklarını ifade etti.

AKP'nin gözü dönmüşlüğü karşısında hukuk nosyonuna sahip AKP'li yöneticilerin bile adalet, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkından söz ettiğini söyledi. AKP'nin kendi içindeki karışıklıkları bastırmak ve itiraz edenleri susturma derdinde olduğunu belirtti. Geçtiğimiz hafta, 'yüzsüzlüğün bu kadarı da olmaz' dedirtecek iki olayın, AKP içindeki ayrışmayı çok daha net bir şekilde gözler önüne serdiğini dile getirdi. İlk olayın Meclis'te yaşandığını, en düşük emekli maaşının arttırılmasına ilişkin Meclis Genel Kurulu görüşmelerine AKP'li milletvekillerinin kahkahalarının damga vurduğunu aktardı. Meclis kürsüsünde emeklilere verilen sadaka gibi artışın yetersiz olduğu anlatılırken AKP sıralarından yükselen kahkahaların, iktidarın ve vekillerinin emeklinin derdini umursamadığını açıkça gösterdiğini ifade etti. Ortaya çıkan bu içler acısı duruma, AKP'li Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın bile tahammül edemediğini, 'kahvede, piknikte değiliz' deyip kahkaha atan AKP'li vekilleri kibarca dışarıya davet ettiğini söyledi. Rahat koltuklarında sadece kendine söyleneni yapan, millet iradesinin ne anlama geldiği hakkında bir fikirleri olduğundan şüphe duydukları, emeklilerin maaşlarının artması gerektiğini söyleyince dalga geçerek kahkahalar atan ve Meclis koltuklarını işgal edenleri emeklilere şikayet ettiklerini belirtti. Milyonlarca emeklinin halinden anlamayan bu kendini bilmezlere ilk sandıkta en sert cevabı önce emeklilerin vereceğine inandıklarını ifade etti.

Bolu Kartalkaya faciasının baş sorumlusu Turizm Bakanı ile ilgili diğer bir olayı anlattı. 36'sı çocuk 78 vatandaşın hayatını kaybettiği o elim olayın yargılamasının geçtiğimiz hafta başında başladığını belirtti. Denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek 78 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan o bakanlığın başındaki kişinin, Trabzon Kültür Yolu Festivali'ne katılıp sahnelerde boy gösterdiğini söyledi. Azıcık vicdanı, azıcık sorumluluk duygusu olan bir kişinin asla yapmayacağı bu aymazlığın, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral tarafından da eleştirildiğini dile getirdi. Bolu faciasının ardından sorumluluğunun farkında olmayan, acıyı paylaşmayı bırakın; acıya saygı duymayı bile beceremeyen bu kişinin bir gün dahi o koltukta oturmaması gerektiğini defalarca söylediklerini ifade etti. Sarayın aylar sonra söyledikleri noktaya gelmesinin memnun edici ancak çok geç kalınmış bir durum olduğunu belirtti. Bolu faciasının tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiğini tekrarlayarak, Genel Başkan Özgür Özel başta olmak üzere CHP olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarının bir kez daha altını çizdi.

AKP'nin elini attığı her alanda hep bir haksızlık, hep bir hukuksuzluk olduğunu belirtti. Yaklaşık bir ay önce yapılan LGS'de soruların sınav devam ederken WhatsApp gruplarında paylaşıldığının tespit edildiğini söyledi. Yıllarca soruları çalarak devlet kurumlarında yükselen FETÖ'cülerin taktiklerini anımsatan bu olayın üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini ifade etti. Birkaç gün önce açıklanan sonuçların ise sınava dair şüpheleri iyice kuvvetlendirdiğini dile getirdi. Kamuoyunda uzunca bir süre, soruların zorluğu konuşulurken sınavda 719 kişinin birinci olmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu belirtti. Çocukların geleceğini doğrudan etkileyen bu olayın üstünün kapatılamayacağını, bu olayın geçiştirilemeyeceğini söyledi. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş'ın bir basın toplantısı yaparak, kamuoyundaki kuşkuları, soru işaretlerini gündeme getirerek Milli Eğitim Bakanı'na sorular yönelttiğini aktardı. Konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı'nı ciddiyete davet ettiklerini, oturduğu koltuğu zerre dahi hak etmeyen Yusuf Tekin'in milyonlarca çocuğun geleceğini etkileyen bu duruma ilişkin acilen açıklama yapmasını ve sınav sonuçlarının da şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılmasını beklediklerini ifade etti.

Ülkede öylesine ciddiyetsiz bir yönetim olduğunu dile getiren Yücel, ülkenin yangın yeri olduğunu, milyonlarca insanın adalete susamışken, talimatlı yargının bütün işi gücü bırakmış, CHP'yi nasıl köşeye sıkıştırırız diye mesai yaptığını söyledi. Adalet duygusunu yitirmiş bir kısım savcıların Genel Başkana soruşturma açmaktan başını kaldıramadığını belirtti. Tüm bunlar olurken Adalet Bakanı'nın önünde nizami şekilde sıralanmış dosyaları imzaladığı bir videoyu X hesabından paylaştığını, 'neymiş, beyefendi çalışıyormuş' ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı'nın görevde olduğu bu ülkede tutuklamanın rutin bir uygulamaya, etkin pişmanlık müessesesinin ise iftiracılığa dönüştüğünü söyledi. Hastaneden çıkan belediye başkanına kelepçe taktıran, sırf CHP'li olduğu için başkanından bürokratına çalışma arkadaşlarını sistematik bir yıldırma operasyonuyla karşı karşıya bırakan ve 'yargı bağımsızdır' diye açıklama yapınca yargının bağımsız olduğunu düşünen bu Adalet Bakanına hatırlattıklarını belirten Yücel, 2024 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi raporuna göre Türkiye'nin 142 ülke arasında 117'nci sırada olduğunu, yargıya güvenin yüzde 20'lere düştüğünü, bunun bir utanç kaynağı olduğunu ifade etti.

Ülkedeki hukuk düzeniyle ilgili bugün çok önemli bir davanın görüldüğünü söyledi. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in duruşmasının olduğunu, Özer ile ilgili başlatılan dayanaksız, mesnetsiz ve çelişkilerle dolu iddiaların ardından tutuklama kararı verildiğini belirtti. Ahmet Özer'in sekiz buçuk ay özgürlüğünden mahrum kaldığını, Türkiye'nin en büyük ilçe belediyelerinden birine kayyum atandığını dile getirdi. İkinci kez hakim karşısına çıkan Ahmet Özer Başkan'ın, bugün 'İstanbul İttifakı davası'ndan tahliye edildiğini aktardı. Kararı elbette memnuniyetle karşıladıklarını ancak geç kalınmışlığın gölgesinin bu kararın üzerinde olmaya devam edeceğini söyledi. Bu davanın hiçbir hukuki temelinin olmadığı, sürecin tamamen siyasi olduğu görüldüğünü ifade etti. Her ne kadar başka bir dosyadan tutukluluğu bulunsa da Ahmet Özer'in kayyum atanmasına neden olan dosyadan tahliye edildiğine göre bu kayyum uygulamasına da derhal son verilmesi gerektiğini belirtti.

Bir diğer hukuki sürecin, hukuki süreç kılıfı altında yürütülen siyasi bir süreç olduğunu söyledi. Geçtiğimiz günlerde Manavgat'ta hukuk kılıfıyla bir siyasi operasyon yapılmaya çalışıldığını, Manavgat'ta yaşananların bir soruşturmanın ötesinde, açıkça bir siyasi kumpas olduğunu belirtti. Baş aktörün meclis üyesi olduğunu ve ona 'baklavacı' dediklerini söyledi. Savcılığın Emniyet eliyle yürüttüğü bir operasyon olduğunu, işin ilginç yanının rüşveti verenin de Emniyet ile işbirliği içinde, rüşveti alan baklavacının da olduğunu dile getirdi. Polisin içeri girdiğinde baklava kutusunu verenin nereye koyduğunu bildiği gibi alanın da nereye koyduğunu bildiğini söyledi. CHP'nin bu olayla ilgili yerel yönetimler tecrübesi olan iki milletvekilini muhakkik olarak görevlendirdiğini aktardı. Muhakkiklerin raporu doğrultusunda gözaltına alınan dört meclis üyesinin istifalarının istendiğini belirtti. Bu arada baklavacının daha ifadesi bile alınmadan, sorguya girmeden etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini ve üç meclis üyesinin daha ismini verdiğini söyledi. Baklavacının attığı tüm adımların, Manavgat Belediyesi'ni AKP'ye teslim etmek üzerine atıldığını ifade etti. Bu kumpasın boşa çıkarılması için istifa eden meclis üyeleri yerine, İlçe Seçim Kurulu marifetiyle yedeklerin çağırılması istendiğinde seçim kurulu hakiminin rapor aldığını, bu arada önemli bir detayın, rapor alan seçim kurulu hakiminin başsavcının eşi olduğunu belirtti. Baklavacının istifasını geri çekmek istediğini, dikkat edilirse atılan her adımın Manavgat Belediyesi'ni AKP'ye teslim etmek üzerine olduğunu söyledi. Neticede YSK'nin istifanın geri çekilemeyeceğine karar verdiğini ve yedeklerin çağrılmasına karar verdiğini, yedek meclis üyeleri çağırılarak bu kumpasın boşa düşürüldüğünü dile getirdi. Bugün, MYK toplantıları devam ederken birkaç saat önce CHP'li Meclis Üyesi Mehmet Çiçek'in Manavgat Belediye Başkan Vekili seçildiğini aktardı. Bütün bu yaşananlarda CHP'nin tek kusurunun bu adamın, bu baklavacının meclis üyesi yapılması olduğunu ifade etti.

Bugünkü MYK toplantılarında Manavgat'ta yaşanan süreçle ilgili olarak rüşvet kumpasının baş aktörü olan Engin Tüter, Cengiz Coşar ve Hüseyin Cem Gül'ün kesin ihraç talebiyle disipline sevkine karar verildiğini; soruşturmanın selameti açısından da belediye meclis grubundan yedi kişinin gözaltına alınması ve bu meclis üyesi listelerinin oluşturulmasında dahli olmaları nedeniyle Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve önceki dönem Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in üyeliklerinin askıya alındığını duyurdu. CHP'de yolsuzluğa izin verilmediğini, suça izin verilmediğini ve bir suç şüphesi görüldüğü takdirde buna ilk müdahale edenin yine CHP olacağını vurguladı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın kaçınılmaz sona hızla yaklaştığını hissettiğini, bu nedenle de sürekli yeni bir oyun kurmak, yeni bir senaryo yazmak derdinde olduğunu ifade etti. Bunun nafile bir çaba olduğunu en baştan söylediklerini belirtti. Algı operasyonlarının işe yaramadığını, CHP düşmanlığı üzerinden kurgulanan bu bildik senaryodan umdukları sonucu alamayacaklarını söyledi. Bomboş dosyalarla tutukladıkları Zeydan Karalar'a sahip çıkmak için meydana akın akın gelen Adanalıların, Muhittin Böcek'in tutuklanmasına yüksek sesle itiraz eden Antalyalıların, konteyner kentlere mahkum ettikleri depremzedeler için gece gündüz çalışan Abdurrahman Tutdere'nin haksız ev hapsi kararına isyan eden Adıyamanlıların bu haksızlıkların cevabını sandık geldiğinde vereceğini dile getirdi.

Anadolu'da bir söz olduğunu: 'Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz' dedi. 22 bin 104 lirayla açlığa mahkum edilen asgari ücretlinin bunu unutmayacağını söyledi. 2 bin liralık sadaka zammını reva gördükleri emeklilerin bunu unutmayacağını belirtti. Ay sonunu getiremeyen, maaşları kuşa dönen memurların bunu unutmayacağını dile getirdi. Siftahsız gün geçiren, kepenk indirmek zorunda kalan esnafın bunu unutmayacağını söyledi. Ekini tarlada kalan, traktörüne mazot dahi koyamayan çiftçinin bunu unutmayacağını belirtti. Bu milletin bu haksızlıkları unutmayacağını, bu milletin dörtte birini temsil etmeyen iktidarlarının, isteseler de istemeseler de artık bittiğini, çünkü milletin onları istemediğini ifade etti.

AKP açısından durum bu kadar vahim olunca geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok önemli açıklamalar yapacağı duyurulduğunu belirtti. Videolarla geri sayım başlatıldığını, Cumartesi günü Sayın Cumhurbaşkanı'nın ne demiş, neymiş bu önemli açıklamalar diye baktıklarında dağ fare doğurduğunu söyledi. Kendilerini DEM Parti ile görüşüyoruz diye 'terörist' ilan eden Erdoğan'ın, adı bile belli olmayan bu sürecin sadece üç siyasi partiyle yürütüleceğini söylediğini belirtti. Yetmemiş, cümlelerinin arasına ümmetçiliği, mezhepçiliği serpiştirip aklınca millete mesaj verme telaşına düştüğünü dile getirdi. Erdoğan'a, millet iradesini gasp edip atadığı kayyumların ortada olduğunu, hukuksuz şekilde talimatlı yargısıyla cezaevine gönderdiği belediye başkanlarının ortada olduğunu söyledi. Toplumsal mutabakatın olmadığı, tüm siyasi partilerin temsil edilmediği, sivil toplum örgütlerinin yok sayıldığı ve en önemlisi şehit ailelerinin ve gazilerin dışarıda bırakıldığı bir sürecin başarılı olamayacağını belirtti. Üç-beş oy devşirmek uğruna bu sürecin kapalı kapılar ardında, şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütülemeyeceğini söyledi. Hukukun üstünlüğünün, demokratik bir yönetim anlayışının egemen olmadığı bir ortamda toplumun tüm kesimlerinin kendisini huzurlu, güvenli ve eşit hissetmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Barışın, AKP'nin siyasi hesaplarına kurban edilemeyecek kadar kıymetli ve değerli bir olgu olduğunu vurguladı. Halka dokunmayan, bu ülkenin gerçek gündemi olmayan, sadece siyasi rant devşirmek için hamaset kokan konuşmaların ancak ve ancak 'tarihi körlük' olarak nitelenebileceğini söyledi. Sürecin şeffaf bir şekilde, geniş tabanlı bir katılımla ve toplumsal mutabakatla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Dün de söylediklerini, bugün de söylediklerini, yarın da söyleyeceklerini: 'Biz CHP olarak terörün karşısında, barışın yanındayız' ifadelerini kullandı.

23 yıllık AKP iktidarının, 'şaha kalkacak' dediği ekonominin, adeta bitkisel hayatta yaşam mücadelesi vermeye devam ettiğini söyledi. Sandıktan kaçan, adaylarından korkan bir iktidar, geleceğin Cumhurbaşkanı'nın haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulması, halkın seçtiği belediye başkanlarına ve halka yaşatılan hukuksuzluk süreci ve milli irade gaspı, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi örnekleri çoğaltmanın çok kolay olduğu günlerden geçildiğini belirtti. Tüm bunların yetmezmiş gibi mutfaktaki yangının her hanede kendini gösterdiğini söyledi. Ekonomi bozuldukça iktidar tarafından konuşulmamaya, konuşulmadıkça daha da bozulmaya devam ettiğini dile getirdi. Ülkede artık konuşulması sakıncalı olan tek bir konu kaldığını, o da geçim sıkıntısı olduğunu belirtti. 'Asla yan yana gelmez' denilenlerin yan yana geldiğini, işlerine gelen her konuda ortaklaşıldığını ancak bir tek hayat pahalılığı konusunda ortaklaşılamadığını söyledi. Açlık sınırının 26 bin lirayı, yoksulluk sınırının 85 bin lirayı bulduğunu ama ne AKP'nin ne de küçük ortağının umurunda olmadığını ifade etti. Dün, 'Seçimi CHP kazanırsa Öcalan'ı çıkaracaklar. Sayaçlarınızı dağdakiler okuyacak' diyenlerin, o gün de ekonomi konuşulmasın istediklerini, bugün de bir kazanda eritilen demir konuşulsun ama ekonomi yine konuşulmasın istediklerini söyledi. Bu ülkenin tek gündeminin halkın geçim sıkıntısı olması için daha ne olması gerektiğini sordu. Eurostat verilerine göre Türkiye'nin, ortalama yıllık net geliri en düşük Avrupa ülkesi olduğunu belirtti. 2024 yılında tek kişinin çalıştığı, dört kişilik bir ailenin yıllık ortalama gelirinin 11 bin 440 avro olduğunu, Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya ve Yunanistan gibi ülkelerin gerisinde olduklarını ifade etti. AKP'nin 'Türkiye Yüzyılı'nın, 'Yoksulluk Yüzyılı'na dönüşmüş durumda olduğunu dile getirdi. Ekonominin kendi haline bırakılsa daha iyi durumda bile olabilecekken AKP'nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle halkın her geçen gün hızla fakirleştiğini söyledi. Sokağın yangınının, sarayın penceresinden görünmediğini, işçinin, emeklinin, memurun, çiftçinin, esnafın derdinin, tasasının iktidarın gündeminde bile olmadığını ifade etti.

Yılın 2025 olduğunu, yapay zekanın dünyayı kasıp kavurduğunu, dünyanın teknolojik gelişmeleri kaçıran ülkelerin yıllarca geriye gideceği hızda bir yarışın içerisinde olduğunu ancak bu ülkede hala 15 milyonun üzerinde emeklinin, 16 bin 881 lirayla geçinmeye çalıştığını belirtti. Üstelik emekliye verilen 2 bin 412 liralık sadaka düzenlemesi henüz çok tazeyken 'yıl içerisinde dört kez zam yapacağız' diyenlerin asgari ücretlilere tek bir zam yapmamasının da cabası olduğunu söyledi. Bu ülkede 17 milyonun üzerinde asgari ücretlinin ve onların ailelerinin, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi. Halkına fakirliği, kıtlığı reva görenlerin de halkın geçim sıkıntısına çözüm üreteceklerine yapay zekaya soruşturma başlattıklarını belirtti. Tam da bu zihniyetin 23 yıllık varlığının artık ülkenin en büyük sıkıntısı haline geldiğini, tam da bu zihniyetin 23 yıllık iktidarının ekonomik krizin başlıca kaynağı haline geldiğini ifade etti. Çocukların elindeki göstermelik bomboş beslenme çantalarının, evladının isteklerine 'hayır' demek zorunda olan mutsuz ve çaresiz ebeveynlerin, aylardır çarşı pazar yüzü görmemiş mutfakların ağırlığını yüreklerinde taşıdıklarını söyledi. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürmenin artık hayal olduğunu, ödenememiş faturaların, elektriği kesilmiş evlerin, birikmiş kredi kartı borçlarının, kaynamayan tencerenin, taneyle kirazın, az porsiyon çorbanın, yarım bardak çayın, askıda ekmeğin ve hatta askıda geçen hayatların mutsuzluğunun ülkeye sinmiş olduğunu dile getirdi. Dün, 'bir yüzükle yola çıktık' diyenlerin, bugün lüks ve şatafattan sokağın sesini duyamaz hale geldiklerini söyledi. Ne yazık ki AKP iktidarında artık ülke ekonomisinin toparlanmasının mümkün olmadığını, AKP hükümetinin hızla uzaklaştığı demokrasi çizgisine geri dönmesinin, ekonominin düzelebilesinin başlıca unsuru olduğunu belirtti. 23 yıllık iktidar sarhoşluğunun, AKP iktidarında ciddi derecede bir körlük yarattığını ifade etti. 85 milyonun ortak bir gerçekliği olduğunu, AKP iktidarının artık bu milletin sorunlarına çare, çözüm üretemediğini söyledi. Sandık geldiğinde bu milletin 23 yıldır yaşadığı zulmün karşılığını en sert şekilde vereceğini, o yüzden 'yüreğiniz varsa getirin sandığı' dediklerini ifade etti.

"MANŞET" HABERLERİ

HY RADYO DİNLE
HY TV İZLE

SON HABERLER

HAVA DURUMU
NÖBETÇİ ECZANELER

YAZARLAR

GAZETE MANŞETLERİ
TV'DE BUGÜN

ÇOK OKUNANLAR

RÜYA TABİRLERİ

SON VİDEOLAR

BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ
08 Ekim 2025 Çarşamba

PUAN DURUMU

Süper Lig
1. Lig
2. Lig
3. Lig

ALTIN FİYATLARI

Altın Alış Satış Fark
Ons $4.056,33 $4.056,83 %1,80
Gram 5.435,31 5.435,90 %1,76
Gram Has 5.407,95 5.408,54 %1,76
Çeyrek 9.201,76 9.414,42 %3,17
Yarım 18.346,01 18.828,84 %3,17
Tam 36.807,03 37.542,52 %3,17
Cumhuriyet 38.135,00 38.711,00 %3,74
Ata 37.957,25 38.924,45 %3,17
14 Ayar 3.278,13 3.282,09 %3,17
18 Ayar 4.198,30 4.203,38 %3,17
22 Ayar 5.245,00 5.251,35 %3,17
İkibuçuk 92.017,58 93.510,81 %3,17
Beşli 186.335,61 190.015,82 %3,17
Gremse 92.017,58 94.144,20 %3,17
Reşat 37.957,25 38.924,45 %3,17
Hamit 37.957,25 38.924,45 %3,17
Gümüş 66,12 66,17 %3,13
Platin 2.235,74 2.241,57 %2,82
Gram Paladyum 1.935,10 1.938,96 %7,20

DÖVİZ KURLARI

Döviz Alış Satış Fark
USD 41,7040 41,7085 %0,03
EUR 48,4313 48,4548 %-0,41
GBP 55,8477 55,8755 %-0,15
CHF 51,9676 51,9926 %-0,48
CAD 29,8736 29,8859 %-0,02
RUB 0,5116 0,5118 %0,75
AED 11,3539 11,3560 %0,03
AUD 27,4371 27,4484 %0,02
DKK 6,4807 6,4837 %-0,42
SEK 4,4100 4,4121 %-0,51
NOK 4,1725 4,1751 %-0,17
JPY 0,2729 0,2735 %-0,44
KWD 135,7805 136,2928 %-0,06
ZAR 2,4311 2,4327 %0,45
BHD 110,6412 110,6532 %0,05
LYD 7,7016 7,7024 %-0,34
SAR 11,1065 11,1335 %0,05
IQD 0,0318 0,0318 %0,03
ILS 12,7442 12,7455 %0,23
IRR 0,0010 0,0010 %0,00
INR 0,4697 0,4697 %-0,01
MXN 2,2737 2,2739 %0,30
HUF 0,1236 0,1236 %-0,11
NZD 24,0924 24,0950 %-0,35
BRL 7,8058 7,8066 %0,20
IDR 0,0025 0,0025 %0,04
CZK 1,9854 1,9856 %-0,38
PLN 11,3793 11,3805 %-0,42
RON 9,4970 9,5064 %-0,31
CNY 5,8314 5,8328 %-0,04
ARS 0,0292 0,0292 %0,03
ALL 0,5002 0,5003 %-0,50
AZN 24,5318 24,5344 %0,03
BAM 24,8002 24,8029 %-0,09
CLP 0,0439 0,0439 %1,05
COP 0,0107 0,0107 %-0,35
CRC 0,0829 0,0829 %0,03
DZD 0,3200 0,3201 %-0,30
EGP 0,8771 0,8772 %0,09
HKD 5,3594 5,3600 %0,05
ISK 0,3423 0,3423 %-0,25
JOD 58,8209 58,8272 %0,03
KRW 0,0293 0,0293 %-0,52
KZT 0,0772 0,0772 %0,26
LBP 0,0005 0,0005 %0,22
LKR 0,1378 0,1378 %0,00
MAD 4,5701 4,5705 %0,00
MDL 2,4752 2,4754 %-0,97
MKD 0,7866 0,7867 %-0,32
MYR 9,8925 9,8936 %0,01
OMR 108,4686 108,4803 %0,04
PEN 12,1162 12,1175 %0,03
PHP 0,7187 0,7188 %0,31
PKR 0,1481 0,1485 %0,00
QAR 11,4477 11,4618 %0,04
RSD 0,4130 0,4140 %-0,31
SGD 32,1740 32,1775 %-0,20
SYP 0,0032 0,0032 %0,03
THB 1,2837 1,2839 %0,07
TWD 1,3642 1,3644 %-0,06
UAH 1,0057 1,0058 %-0,33
UYU 1,0447 1,0448 %0,21
GEL 15,3606 15,3622 %-0,52
TND 14,2822 14,2837 %0,31
BGN 24,7600 24,7813 %-0,32
YOL DURUMU
Sitemizde deneyiminizi geliştirmek, tercihlerinizin hatırlanması, reklamları ve içeriği kişiselleştirmek için çerezler kullanılmaktadır.